çağdaş siyaset

hair colour consultation form hair specialist trichologist cheap hair extensions raw hair factory indianapolis in how to sew wigs together human hair wigs uk how to apply keratin hair extensions yourself hair extensions for indian wedding human hair wigs semi permanent hair extensions shrink links hair extensions hair wigs cutting hair extensions for volume itchy scalp with hair extensions simply wigs

<< arşive geri dön

fd4

Felsefi Düşün Sayı:4 – Çağdaş Siyaset Felsefesi / Nisan 2015

Sayı Editörü: Tülin BUMİN (Yeditepe Üniversitesi)

Makalelerin özetleri ve anahtar kelimeleri için lütfen ilgili makalenin ismi üzerine tıklayınız.

 

Bu Sayının Hakem Kurulu

Halil Rahman AÇAR (Yıldırım Beyazıt Üniversitesi)

Salih AKKANAT (Gümüşhane Üniversitesi)

Kudret ARAS (Bingöl Üniversitesi)

Mehmet Ruhi DEMİRAY (Kocaeli Üniversitesi)

Bahtiyar Yücel DURSUN (Ankara Üniversitesi)

Uğur EKREN (İstanbul Üniversitesi)

Mehmet GÜNENÇ (İstanbul Üniversitesi)

Can KARABÖCEK (Kırklareli Üniversitesi)

Nurgün OKTİK (Maltepe Üniversitesi)

Enver ORMAN (İstanbul Üniversitesi)

Kaan H. ÖKTEN (Kemerburgaz Üniversitesi)

Güncel ÖNKAL (Maltepe Üniversitesi)

Cengiz İskender ÖZKAN (Adnan Menderes Üniversitesi)

Devrim SEZER (İzmir Ekonomi Üniversitesi)

Özgür SOYSAL (Ege Üniversitesi)

Hüseyin Fırat ŞENOL (Anadolu Üniversitesi)

Cengiz Mesut TOSUN (Mersin Üniversitesi)

Ahu TUNÇEL (Maltepe Üniversitesi)

Sadık TÜRKER (Kırklareli Üniversitesi)

   MAKALELER

Kant ve Hegel’de Uluslararası İlişkiler / Hakan ÇÖREKÇİOĞLU

Özet

Bu çalışmanın amacı Kant’ın ve Hegel’in uluslararası ilişkiler hakkındaki görüşlerini karşılaştırmalı olarak incelemektir. Uluslararası ilişkilerde Kant idealist paradigmanın Hegel ise realist paradigmanın birer savunucusudur; bu bakımdan partikülerizm versus evrenselcilik tartışmasında iki farklı kutbu temsil ederler. Bu durum onların uluslararası hukuk, savaş ve barış gibi konularda farklı sonuçlara ulaşmalarına neden olur. Kant evrensel barışı ve dünya cumhuriyetini savunurken Hegel kendi Sittlichkeit anlayışından hareketle partikülerizmi savunur ve ulus devletler arasındaki savaşı etik bir an olarak değerlendirir. Bu noktada ikisi arasındaki temel ayrışma genel olarak felsefeye özel olarak da politika felsefesine yaklaşım farklılığından kaynaklanır; bu nedenle Kant’ın ve Hegel’in uluslararası ilişkiler hakkındaki görüşleri kendi felsefelerinin sistematik bağlamına kök salar.

 

Anahtar Kelimeler: idealizm, realizm, federasyon, dünya devleti, savaş, partikülerizm, evrenselcilik.

Eşitlik Sahnelerinin Yaratımı: Jacques Rancière’de Eşitliğin Aksiyomatik Kavranışı Üzerine / Zeliha DİŞÇİ

Özet

Çağdaş Fransız siyaset felsefesinin en önemli düşünürlerinden Jacques Rancière’in dikkat çeken iddialarından birisi, politik olanın yaratıcı bir unsuru olarak politikanın bir eşitlik edimi olmasıdır. Politika, hali hazırdaki düzende kabul edilen hiyerarşik, temsili ve homojen yapının bozulmasıdır. Düzenden dışlananların seslerini duyulur kılıp, görünür hale gelerek bu yapının yeniden düzenlenmesidir. Böylece eşitsizliğe dayalı düzenin, eşitlik edimiyle yeniden biçimlendirilmesidir. Bu çalışmada, Rancière’in düşüncesinde önemli yer tutan politika, polis gibi kavramsallaştırmalardan “eşitlik fikri” üzerinde durulacaktır. Çünkü Rancière bu kavramla birlikte bütün siyasal düşünceler tarihi ile pratiklerini okuyucuya kat etme imkânı sunmaktadır. Bunun da ötesine geçerek okuyucuyu Fransız Devrimi ile sıradanlaşan ve uygulamalarda adeta tersine dönen eşitlik fikrinden kopuşa götürmektedir. İşte bu kopuşun nasıl sağlandığını soruşturmak bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Kısaca söylenirse eğer, Rancière için eşitlik, eylemlerde hedeflenen bir sonuç olmayıp, eylemin daha başında varsayılan bir şeydir. Çünkü eşitsizlik ancak eşitsizlikten doğar. Bu nedenle, eşitlik daha baştan varsayılırsa oradan eşitlikle ilgili sonuçlar çıkması beklenebilir. Bu kapsamda “ön var sayım/aksiyom olarak eşitlik fikri” tartışmaya açılacaktır. Tartışmayı derinleştirmede “zekâların eşitliği” fikrine yer verilerek, toplumsal düzlemde karşılaşan tarafların yarattığı “eşitlik sahneleri” üzerinde durulacaktır. Böylece, hem modern siyaset felsefesinden hem de Antik Yunan felsefesinden kopuşta Rancière’in benimsediği yöntem açımlanabilecektir.

Anahtar Kelimeler: politika, eşitlik, zekâların eşitliği, eşitlik sahneleri, aksiyom.

Çağdaş İtalyan Siyaset Felsefesinde Praksise Doğru / Sevgi DOĞAN

Özet

Bu makalede çağdaş İtalyan siyaset felsefesinde praksis, tarihsel materyalizm gibi bir takım temel kavramlar tartışılacaktır. Böylece Antonio Gramsci’ye kadar uzanan praksis felsefesinin ve tarihsel materyalizmin kökenlerini bir nebze de olsa ortaya çıkarmaya çalışacağız. Elinizdeki bu çalışma boyunca, çağdaş İtalyan felsefesinin gerek idealist gerek praksis ve materyalist kökenlerinin, fazlasıyla Alman felsefesinden ve özellikle Hegel düşüncesinden etkilendiğini gösterilecektir. İtalyan Marksizminin daha iyi anlaşılabilmesi için Alman İdealizmine ve Spaventa felsefesine kadar gideceğiz. Praksis denince genellikle akla Gramsci gelmektedir. Ancak praksisin çağdaş İtalyan felsefesinde Gramsci’den önceki gelişimine baktığımızda aslında Bertrando Spaventa’ya kadar giden seyrine rastlarız. Spaventa’nın kimi metinleri üzerinden ilerleyecek bu çalışmada ayrıca İtalya’nın yeniden oluşum ve birlik döneminde İtalya’nın entelektüel ortamının, Alman idealizminden ne kadar etkilendiği görülecektir. Spaventa İtalyan felsefesini Avrupa felsefesiyle ilişkilendirerek incelerken asıl meselesi İtalya’ya özgü bir felsefenin var olduğuna işaret etmektir. Dolayısıyla Spaventa tarihsel bir perspektifle materyalist diyebileceğimiz bir yaklaşım içinde yer alarak bir felsefe tahayyül eder. Spaventa’yı inceledikten sonra nihayetinde Antonio Labriola’nın düşüncesine ulaşacağız. Labriola praksis düşüncesini ve bilhassa tarihsel materyalist yaklaşımı Spaventa’dan devralarak geliştirmiştir. Spaventa’nın yaptığı gibi ilk önce çağdaş İtalyan siyaset felsefesini anlamak için, İtalyan felsefe tarihiyle başlayacağım.

Anahtar kelimeler: Spaventa, Labriola, praksis, tarihsel materyalizm, Hegelcilik, neo-Hegelcilik.

Evrensellik-Tikellik Geriliminde Antropolojinin Biçimlenişi: Kant ve Herder’in İnsan Kavrayışları/ Özlem DUVA

Özet

Bu makalede, Kant ve Herder’in insan anlayışlarından hareketle, felsefi antropolojinin politik düşünce açısından önemi gösterilmeye çalışılacaktır. Bununla birlikte Aydınlanma ve Karşı Aydınlanma gelenekleri içerisinde evrensellik-tikellik gerilimi problemine değinilerek, felsefi antropolojinin politika, kültür ve etik teoriler açısından merkezi önemi tartışılacaktır. Bilindiği gibi evrenselcilik ve tikelcilik arasındaki gerilim, felsefedeki kadim sorunlardan birisidir. Bu gerilim, çağdaş politika felsefesi üzerindeki etkisini halen sürdürmektedir. Evrenselcilik problemi ve insanlık kavramına yönelik eleştirel yaklaşımlar, çağdaş politika felsefesi içerisinde merkezi bir öneme sahip olduğundan, bu makalede, bu problemin felsefi antropoloji zemininde yeniden ele alınması hedeflenecektir. Aynı zamanda modern felsefi antropoloji anlayışının bir yeniden değerlendirilmesiyle, çağdaş politik problemlere daha etkili ve uygun çözümler bulunup bulunamayacağı tartışılacaktır. Bu çalışmanın, evrensellik ve tikellik arasındaki gerilimin önemine dikkat çekmesi ve yeni analizler yoluyla bu gerilime dair bir tartışma açması beklenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Felsefi antropoloji, evrensellik, tikellik, kültür, kültüralizm, Aydınlanma, Karşı Aydınlanma, öznelerarasılık.

Labirentte Kesişen Yollar: Cornelius Castoriadis’in Politik Felsefesine Bir Giriş/ M. Ertan KARDEŞ

Özet

Makalede Cornelius Castoriadis’in politik kavramları ve özgünlüğü ele alınmaktadır ve niçin onun başlı başına bir filozof olarak kabul edilmesi gerektiği ortaya konulmaktadır. İki temel iddia savunulmaktadır: İlk olarak, Castoriadis’in fikirlerinin başlı başına bir felsefe olarak tanınması gerektiğidir; ikinci olarak da onun felsefesinin politika ve felsefe arasındaki ilişkiyi kendi düşüncesi bağlamında yeniden tesis etmek gibi somut bir amacının olduğudur. Her şeyden önce, Castoriadis tahayyül filozofudur. Tahayyül, insanî yaratımın oluşmasını sağlayan en üst yeti ve kuvvettir. Politika da kökten tahayyülün bir yaratımıdır. Castoriadis, toplumun ve bireylerin otonomisini geliştirme gayesi güden bir praksis ve bir politik tahayyül geliştirilmesini önermektedir. O, bu tahayyül öğesinin güncel olarak bütün alanlarda tükenmekte olduğunu iddia etmektedir: Felsefe, politika, sanat, bilim. Ancak onun düşüncesi kendine bu fiilî durumu ve tükenmeyi olduğu gibi kabul etmemeyi kendine görev bilir. Düşüncesi otonomi faaliyetini ve otonomi imkânlarını korumaya ve genişletmeye çalışmaktadır.

Anahtar kelimeler: Cornelius Castoriadis, tahayyül, otonomi, yaratım, demokrasi.

İslam Siyasal Teolojisinin Temelleri / Zerrin KURTOĞLU ŞAHİN

Özet

“Kim yönetmeli” sorusu, İslam dünyasında ilk kez, İslam Peygamberi Muhammed’in ölümünün ardından sorulmuştur. İslam siyasal düşünce tarihi, “Kim yönetmeli” sorusuna verilmiş cevapların tarihi olarak okunabilir. Çünkü bu soru, iktidara meşruluğunu verecek ilkenin belirlenmesini talep eden bir sorudur. Ortaçağ İslam toplumu, siyasal tarihini, teolojik gerekçelerle biçimlendirmiştir. Söz konusu gerekçeler, İslam toplumunun birliğini parçalamış ve zamanla her biri kendini “hakiki” İslam olarak sunan ve siyasal iktidara talip olan gruplar ortaya çıkmıştır. İlk hilafet döneminde yalnızca siyasal otoriteye sahip olan halifeler, zamanla kendilerini dinsel otoriteler olarak tanımlayarak Allah’ın Halifesi unvanını kullanmaya başlamışlardır. Bu makale, işte bu sürecin siyasal-teolojik dinamiklerini ve gerekçelerini ortaya koymaktadır.

Anahtar kelimeler: İslam, Siyasal Teoloji, Siyasal ihtilaflar, Mezhepler, Yönetim, hilafet.

Çağdaş Siyaset Felsefesinde Hegel’e Dönüş: Axel Honneth’in Düşüncesinde Tanınma Sorunu ve Özgürlüğün Toplumsal Koşulları / Zeynep SAVAŞÇIN

Özet

Çokkültürcü teorilerin “tanınma sorunu”nu yeniden canlandırmasıyla, Hegel’in düşüncesi de yeniden siyaset felsefesi alanındaki güncel tartışmaların merkezine taşındı. Bu teorilerde ortaya atılan sorulara uzak olmamakla beraber, adı eleştirel teoriyle anılan Axel Honneth’in düşüncesi, günümüzde Hegel felsefesine geri dönüşün önemli bir aşamasını oluşturdu. Honneth, Kampf um Anerkennung (Tanınma Mücadelesi)’nde ortaya koyduğu “normatif içerikli toplum teorisi”nde, Hegel’in Jena dönemindeki eserlerine dayanarak, toplumda kabul görmemenin bireylerde yarattığı patolojileri ve bu patolojilerden beslenen çatışmacı ruhun, karşılıklı tanınma ilişkilerinin gelişmesinde ve tanınma alanının genişlemesinde oynadığı rolü göstermeye çalışır. İkinci dönem eseri olarak değerlendirebileceğimiz Leiden an Unbestimmtheit (Belirlenimsizlik Sıkıntısı)’nda ise, bu kez Hegel’in son dönem eseri olan Hukuk Felsefesinin ilkeleri’ne yönelir ve tanınmanın modern toplumlardaki kurumsal yapılarını, bireysel özgürlük ve toplumsal özgürlük arasındaki karşılıklı belirlenim ilişkisini sorgular. Honneth’in kendi düşüncesinin evrimi, onu Hegel’in farklı dönemlerindeki eserlerine yönlendirir. Böylece düşünür, bir yandan Hegel felsefesindeki dönüşümü takip etmemize izin veren bir okuma yaparken, diğer yandan Hegel düşüncesinin hala güncelliğini koruyan yönlerini açığa çıkarır ve bunlar üzerinde kendi normatif teorisini kurar. Honneth’in kökenlerini Hegel’de bulan tanınma teorisi, bu yönleriyle, eleştirel teorinin hem toplumun hem de düşüncenin tarihiyle kurduğu ilişkinin de etkili bir örneğini sunmaktadır.

 

Anahtar kelimeler: Tanınma, etik yaşam, bireysel özgürlük, toplumsal özgürlük, sivil toplum, soyut hukuk, ahlaklılık.

Çağdaş Siyaset Felsefesinde An-Arkhe Bir İlke Olarak Demokrasi Üzerine Taratışmalar/ Seçkin SERTDEMİR ÖZDEMİR

Özet

Günümüzde demokrasi ve onun çıkmazları üzerine tartışmalar, çağdaş siyaset felsefesinin en karmaşık sorunlarından birini oluşturuyor. Hem eşit ve özgür biçimde yaşamak için demokrasinin ilkelerine ihtiyaç duyuyoruz, hem de otoriter, despotik ve totaliter sistemlerin iktidara gelmesini engelleyemeyen “demokrasiden nefret etmek” için elimizde çok neden var. Bu makalede, demokrasiyi siyasal bir sistem, bir yönetim biçimi olarak değil de, siyasal ilkeler ve siyasallığın anlamı açısından ele alarak, onun herhangi bir öze, doğaya dayanmayan temelsiz, an-arkhe “temel”ini M. Abensour, J. Rancière ve É. Balibar’ın siyasal düşüncelerinden hareketle açıklamaya çalışıyoruz. Demokrasinin paradoksal biçimde temelsiz olduğunu göstermek ve bu temelsizliğin bir tür an-arkhe ilkeye dayandığını açıklamak için şu sorulardan hareket ediyoruz: Demokrasilerde “siyasallığın”, siyasal eylemin olanağını nasıl düşünebiliriz? Eylemle kendini açığa vuran demokratik öznenin hakları nelerdir? İnsan ve yurttaş haklarının demokrasilerdeki yeri nedir? Hakların kaynakları, kökenleri ve temelleri nelerdir? Demokrasinin ilkeleri eylemlerin kurumsallaşmasını mümkün ve kalıcı hale getirebilir mi?

Anahtar kelimeler: Demokrasi, siyasallık, an-arkhe, insan hakları, sivik haklar, eylem, itaatsizlik.

Dünyayı Başkalarıyla Paylaşmak: Etik Mi Politik Mi? Gadamer ve Arendt Arasında Felsefi Bir Karşılaşma / Serdar TEKİN

Özet

Bu makale 20. yüzyıl Kıta Avrupası felsefesinin iki önemli figürünü, Hannah Arendt ile Hans-Georg Gadamer’i mercek altına alıyor ve onlar arasında fiilen gerçekleşmemiş olan bir felsefi diyalogun ana hatlarını ortaya koymayı amaçlıyor. Çıkış noktası olarak aldığım varsayım şu şekilde ifade edilebilir: Arendt ve Gadamer’in felsefi projelerini aynı temel soruya, yani dünyayı başkalarıyla paylaşmanın ne olduğu sorusuna verilmiş iki farklı yanıt olarak okuyabiliriz. Böyle bir okuma aynı zamanda onlar arasındaki muhayyel diyalogun ana temasını da açığa vuracaktır: Dünyayı başkalarıyla paylaşmak, Gadamer’in ileri sürdüğü gibi öncelikle etik bir deneyim midir; yoksa Arendt’in savunduğu gibi asıl olarak politik bir deneyim mi? Bu soruyu ve onun etrafında dönen diyalojik karşılaşmayı dört ana izlek üzerinden açmaya çalışıyorum: (1) Felsefi hermeneutiğin Aristotelesçi anlamda bir “pratik felsefe” olma iddiası; (2) Arendt’in politikanın otonomisi ve otantik anlamı üzerindeki ısrarı; (3) insan eyleminin yönelimselliği ve performatif karakteri; ve son olarak da (4) geleneğin sürekliliği ile yeni bir başlangıç arayışı arasındaki gerilim.

Anahtar kelimeler: Hannah Arendt, Hans-Georg Gadamer, fenomenoloji, hermeneutik, insan eylemliliği, ethos, politikanın otonomisi.

Claude Lefort: Siyasallığın İşaretleri/ Eylem YOLSAL MURTEZA

Özet

Claude Lefort siyaset felsefesini siyaset biliminin, Marksizm’in ve Yeni Filozoflar’ın ( Les Nouveaux Philosophes) düşüncelerine karşı dirilteceğini söyler. Lefort’a göre, bu üç düşüncenin siyasallığı (le politique) yeterince tahlil edememiş olması, onun ‘çağımızın en büyük siyasal olayı’ olarak adlandırdığı totalitarizmi gözden kaçırmalarına neden olmuştur. Lefort, totalitarizmin tarihin belli bir döneminde yaşanmış ve bitmiş bir olgu olmadığını söyler. Demokrasi, iktidarın yerinin boş olması (le lieu vide du pouvoir) özelliği yüzünden, totalitarizmin yeniden gerçekleşmesi hakikatine açık olan bir rejimdir. Bu yüzden, Lefort’a göre ancak demokrasinin mutlak olumsuzlaması olan totalitarizm çözümlenirse demokrasi ve kazanımlarına ulaşabilir, totaliter ayartmaya karşı durabiliriz. Bu makalede Lefort’un modern demokrasinin iki karakteristiği olarak gördüğü bölünme (la division ) ve bununla ilişkili olarak ihtilaf (le conflit)  ile ‘kesinlik işaretlerinin çözülmesi’ (la dissolution des repères de la certitude) düşünürün çeşitli okumalarındaki uğrak noktalarıyla beraber ele alınacaktır. Ayrıca ‘siyasallığın işaretleri’ peşindeki bu düşünürün siyaset felsefesi üzerinden siyaset bilimi, Marksizm ve Yeni Filozoflar’a getirdiği eleştirileri yine bu iki karakteristiği açıklamaya çalışırken ele almaya çalışacağız.

Anahtar kelimeler: demokrasi, totalitarizm, siyasallık, bölünme, ihtilaf, ‘kesinlik işaretlerinin çözülmesi’, insan hakları, iktidarın boş yeri.

 

   KİTAP DEĞERLENDİRMELERİ

Hannah Arendt, Totalitarizmin Kaynakları 3: Totalitarizm / Değerlendiren: Gül GÜLTEKİN
M. Ertan Kardeş, Schmitt’le Birlikte Schmitt’e Karşı: Politik Felsefe Açısından Carl Schmitt ve Düşüncesi / Değerlendiren: Ateş USLU
Marcel Gauchet, Yurttaşını Arayan Demokrasi / Değerlendiren: Eylem YOLSAL MURTEZA

 

 

Scroll to Top